Türk metal grupları arasında benim için ilk dinlediğim grup olması (ve Blind Guardian'a ön grup olması) dolayısıyla ayrı bir yeri olan Dreamtone yeni singleı Snowfall'u çıkardı.
Single'da 3 şarkı var:
1- Promised Land
2- Pandemonium (re-visited)
3- Snowfall
Bunlara ek olarak albüm kapağının imzalı bir posteri verilmiş. burada kafayı taktığım tek kısım daha bu kadar yeni bir grubun posteri niye imzaladığı. poster çok güzel ancak imza olayını kafaya taktım çünkü daha tek albümü ve bir single'ı bulunan, dünya ve Türkiye çapında ne kadar tanınıp sevildiği çok da belli olmayan bir grubun daha her şeyin başındayken olan imza merakı.
3 şarkı da oldukça güzel olmuş ve daha da önemlisi kayıt kalitesi olarak bir önceki albümden oldukça iyi geldi bana. bunun dışında özel olarak belirtmek istiyorum ki pandemonium bu grubun her zamanında çalacağı bir şarkı olacaktır. şu ana kadar 2 versiyonunu dinledim (birisi bu singleda olan), 2 hali de birbirinden güzel.
Dreamtone'un beklenen albümü Reversing Time (Dreamtone & Irıs Mavraki) çıkış tarihi olarak hala 2007 görünüyor ancak hala albüm kapağının açıklanmadığını düşünürsek bu projenin 2008'e kalacağı açıkça belli oluyor. Bu albümde Hansi Kürsch (Blind Guardian), Tom Englund (Evergrey), Mike Baker ve Gary Wehrkamp (Shadow Gallery) ve İstanbul Filarmoni Orkestrası konuk olarak yer alacak. Bütün dünya tarafından heyecanla beklenen bu albüm bence Dreamtone'un en büyük sınavlarından biri olacak.
Grupla ilgili daha fazla bilgiyi siteleri olan http://www.dreamtone.net/ adresinden alabilirsiniz.
Yan proje olarak beklenen Reversing Time albümleriyle ilgili detaylı bilgiyi ise projenin kendi sitesi olan http://www.in-neverland.com/ adresinden bulabilirsiniz.
1 Aralık 2007 Cumartesi
Dreamtone
Etiketler:
Dreamtone,
Hansi Kürsch,
Iris Mavraki,
Neverland,
Reversing Time,
Snowfall,
Tom Englund
Bitmez Bu Dersler
vize haftasını şu ana kadar görünen o ki olabilecek en az hasarla atlattım ama bu gidişle bir yerde patlamam olası. güzel okulumun mükemmel hocaları sağolsun, bir hafta bile rahat bırakmaya niyetleri yok.
daha vize haftasından yeni çıkmıştık ki algoritma vizesiyle sarsıldık, ardından 1 hafta içinde sunum hazırladık ve hemen yazmamız gereken kompozisyon ödevimizi de yaptıktan sonra öğrendik ki aynı gün içinde bir adet software bir adette marketing quizimiz olacakmış, hem de cuma günü.
neden bir çok hoca bu kıllığı yapar bilmem ama cumaya vize, quiz, final vs konulmaması gerektiğini çünkü öğrenci dediğin adamın cuma tatile programlı olduğunu birinin onlara anlatması gerek.
daha vize haftasından yeni çıkmıştık ki algoritma vizesiyle sarsıldık, ardından 1 hafta içinde sunum hazırladık ve hemen yazmamız gereken kompozisyon ödevimizi de yaptıktan sonra öğrendik ki aynı gün içinde bir adet software bir adette marketing quizimiz olacakmış, hem de cuma günü.
neden bir çok hoca bu kıllığı yapar bilmem ama cumaya vize, quiz, final vs konulmaması gerektiğini çünkü öğrenci dediğin adamın cuma tatile programlı olduğunu birinin onlara anlatması gerek.
8 Kasım 2007 Perşembe
Yüreğimdeki Barış Şarkıları
Güle Güle Oğlum, Ali Kırca'nın yorumuyla fena olmamış.
Gülpembe, Nilüfer'in niyeyse geri planda pop alt yapısı kullanılmış. Bunun yerine bir grupla çalınabilirmiş.
Kol Düğmeleri, Yavuz Bingöl'ün seslendirmesiyle güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş, hatta fazlasıyla güzel olmuş.
Ben Bilirim, Mahsun Kırmızıgül'ün fazlasıyla pop olduğu günlere denk gelmiş, sesi çok güzel gitse de müziği fazlasıyla berbat etmiş.
Unutamadım, Zerrin Özer'in sesine çok güzel gitmiş ve o da çok güzel bir işe imza atmış.
Aynalı Kemer, Ayna'nın şarkıyı yorumlaması güzel bir tesadüf olmuş :) çok güzel olmasa da fena olmamış.
Can Bedenden Çıkmayınca, bu albümden bugüne kadar duyduğum tek şarkıydı. Bugün tekrar dinledim ve Muazzez Ersoy'un kendi tarzında söylediği şarkıyı nasıl güzel söylediğine şahit oldum.
Dağlar Dağlar, fazlasıyla tekno olmuş. Sertab Erener'in sesi oldukça güzel olsa da müziği pek sevdiğimi söyleyemem.
Gibi Gibi, yoruma gerek yok aslında çünkü Kurtalan Ekspres çalmış bu şarkıyı.
Rüya, yine yoruma gerek yok. Cahit Berkay imzası var.
Yine Yol Göründü Gurbete, Haluk Levent imzasıyla oldukça güzel olmuş. Albümdeki güzel şarkılardan biri.
Anlıyorsun Değil Mi, Teoman gibi arak müzik yapan bir adamın bu albümde olmasına karşıyım ama normalde şarkılarını ünlü grupların şarkılarından esinlendiği(!) için şarkı güzel olmuş.
Sakız Hanım ve Mahur Bey, tam Sezen Aksu'luk bir şarkı ve o da gereğini yerine getirmiş ve çok güzel bir çalışmaya imza atmış.
Söyle Zalım Sultan, albümün kesinlikle en kötü şarkısı. Zaten Hülya Avşar'ın bu albümde yer alması konusunda çeşitli komplo teorilerim var.
Dönence, Kenan Doğulu'nun fazlasıyla pop bir şarkıya imza atması bu şarkıyı Hülya Avşar kadar olmasa da zayıf bir şarkı yapmış.
Etiketler:
Barış Manço,
Cahit Berkey,
Haluk Levent,
Kurtalan Ekspres,
Nilüfer,
Zerrin Özer
"Büyüksün Fenerbahçe"
bunu ben söylemiyorum. bu gazetelerimizden birinin manşetiydi bugün ( fotomaç vs. değil ). özellikle bugün galatasaray'ın da yenildiğini öğrenince bu önermeye katılmamak mümkün değil. beşiktaş'ın deyim yerindeyse tecavüze uğradığı maç sonrası Türkiye'nin umutları fenerbahçe ve galatasaray'ın alacağı galibiyetlerdeydi. fenerbahçe'ye bir fenerli olarak güvenimiz tam ve yeneceğine olan inancımız oldukça fazlaydı, fenerin son avrupa maçlarına bakacak olursak bu güvenimizin de boşa olmadığı rahatça görülebilir.
bugünkü maç için galatasaray'a çok güvendiğimi söyleyemem. en baştan beri söylediğim gibi şuursuzca atak yapan bir takımın artık avrupa'da iş yapması çok zor. sion karşısında kendini belli eden çok gol yeme sorunu anlaşılan kendini bu maçta da gösterdi ve 2-3 lük bir mağlubiyete sebep oldu.
fenerbahçe içinse artık söylenecek bir şey kalmadı. umuyoruz ki böyle devam etsin ve büyük başarılara imza atsın. hem ülke puanına hem de kendi ününe ün katsın.
bugünkü maç için galatasaray'a çok güvendiğimi söyleyemem. en baştan beri söylediğim gibi şuursuzca atak yapan bir takımın artık avrupa'da iş yapması çok zor. sion karşısında kendini belli eden çok gol yeme sorunu anlaşılan kendini bu maçta da gösterdi ve 2-3 lük bir mağlubiyete sebep oldu.
fenerbahçe içinse artık söylenecek bir şey kalmadı. umuyoruz ki böyle devam etsin ve büyük başarılara imza atsın. hem ülke puanına hem de kendi ününe ün katsın.
Anket Sonucu
anket kapandıktan uzun bir süre sonra sonuçlarını ysk destekli olarak açıklıyorum. umuyorum ki seçime hile hurda karışmamıştır, ysk işin içinde olunca insan korkuyor. Sonuç %70 yemez oyuna ( 7 oy ) karşılık %30 illa ki çıkmıştır. bu sonuç karşısında söz konusu efe'nin ne yapacağı merak konusu...
7 Kasım 2007 Çarşamba
Allah'ın hakkı 3tür
bu yazıyı da yazmadan geçemezdim. hatta bu bir yazı değil daha çok link olacak. yorumu size bırakıyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=_NkXoZRwoNc
evet ülke bu haldeydi eskiden, büyük ihtimalle hala da öyle...
http://www.youtube.com/watch?v=_NkXoZRwoNc
evet ülke bu haldeydi eskiden, büyük ihtimalle hala da öyle...
Enemy Territory Quake Wars
Bu durum beni uzun zaman sonra orijinal oyun almaya yöneltti. Açıkçası verdiğim 90 YTL'den pişman değilim çünkü uzun zamandır frag hariç takım oyununun önemli olduğu ve hem bu kadar hızlı hem de bu kadar dengeli bir oyuna rastlamamıştım ( hız ve denge konusunda Quake 3:Arena'yı unutmadan ).
Oyunda 2 taraf var. Bir taraf insanlar yani GDF, 2. taraf ise Strogg'lar. 2 sınıfın da birbirine denk gelen sınıfları var ancak aralarındaki fark ve yapabildikleri çok güzel bir şekilde ayarlanmış ve kesinlikle 2 tarafta da aynı adamla oynuyor hissine kapılmıyorsunuz.
Oyunu şiddetle tavsiye ederim ve vakit kaybetmeden bu oyunu oynamaya başlamınızı öneririm.
Unutulmaz Bir Gece
hayır binbir gece'de yine bir 300 bin dolarlık teklif yok. aslında komik bir durum da yok. daha çok trajikomik diyebiliriz. Türk futbolunun 2007'de geldiği noktayı gördük bu gece. liverpool 8 - beşiktaş 0
sinan engin ilginçtir platini'yi veya şenes erzik'i istifaya davet etmedi veya diğer maça pafla çıkacağız demedi. gerçi bu dakikadan sonra kim istifa etse, kim pafla çıksa beşiktaş'ın hala adam olmadığı gerçeğini değiştirmez. tarihinde leeds'ten 6 yemiş, barcelona'yı 3-0 yendikten sonra aynı bugün olduğu gibi ( en azından daha insaflı ) o takımdan 5 yedi ve hala önceki maçlarda kalıp, gram oynamıyorlar.
bu maçtan sonra şu sözün bittiği yerde olduğumuzu düşünüyorum. fazla söze, yoruma gerek yok. ahmet çakar'ın dediği "'tecavüzcü'lerin arasına gidiyor bjk" lafı doğru çıktı. böyle bir skordan sonra sanırım pek bir yoruma veya hayal kırıklığına gerek olmayacaktır. bjk sinan engin'in de dediği gibi hala ligde iyi bir takım. bjk ligden devam etsin de bıraksın artık şu avrupa işini çünkü aldığı her tek maçlık galibiyetin rövanşında tarihe geçiyor.
sinan engin ilginçtir platini'yi veya şenes erzik'i istifaya davet etmedi veya diğer maça pafla çıkacağız demedi. gerçi bu dakikadan sonra kim istifa etse, kim pafla çıksa beşiktaş'ın hala adam olmadığı gerçeğini değiştirmez. tarihinde leeds'ten 6 yemiş, barcelona'yı 3-0 yendikten sonra aynı bugün olduğu gibi ( en azından daha insaflı ) o takımdan 5 yedi ve hala önceki maçlarda kalıp, gram oynamıyorlar.
bu maçtan sonra şu sözün bittiği yerde olduğumuzu düşünüyorum. fazla söze, yoruma gerek yok. ahmet çakar'ın dediği "'tecavüzcü'lerin arasına gidiyor bjk" lafı doğru çıktı. böyle bir skordan sonra sanırım pek bir yoruma veya hayal kırıklığına gerek olmayacaktır. bjk sinan engin'in de dediği gibi hala ligde iyi bir takım. bjk ligden devam etsin de bıraksın artık şu avrupa işini çünkü aldığı her tek maçlık galibiyetin rövanşında tarihe geçiyor.
22 Ekim 2007 Pazartesi
Oyungezer Kasım ayında bayilerde!
not: yeni yazar kadrosu tam olarak belli oldu. işte künye...
not2: sol tarafta görmüş olduğunuz resim siteden yayınlanan ilk sayının kapağı.
not3: blaxis'in blogunda yazdığına göre ilk sayıda eski level yazarlarından ( baya eski :) ) gökhan & batu konuk yazar olarak bulunacakmış.
Teröre lanet olsun!
Bugünkü yazıda gündem farklı olsa sanırım komik olurdu. 12 abimizi şehit vermiş 16sının da yaralı olduğu böyle bir günde tek tesellimiz 32 teröristin öldürülmesi olabilir ( o da ne kadar teselli ederse ).
böyle bir olay olunca da referandum geri planda kaldı haklı olarak. bunun tesadüf olduğuna inanan varsa siyasette tesadüfe yer olmadığını hatırlatmak isterim ( örnek olarak abddeki 11 eylül saldırılarını verebiliriz ). bunun dışında %67 katılım oranı olan ( tarihimizin en az katılım gösterilen referandumu imiş ) bir oylamanın ne derece sağlıklı olduğu da tartışılmalıdır.
bütün bunlar olurken bir yandan da sınır ötesi operasyon için izin bekleniyor hükümetten. ben demiyorum ki izni versinler hemen girelim ama artık karakterli bir dış politikaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. eğer önceki gün beslediğin adamlar bugün gelip sana silah çekiyorsa orada bir sorun var demektir.
bu olaylar sonucu da hükümetten yapılan açıklamalarda abdnin bizzat örgütün arkasında olduğunu söylemesi de bir anda internetten yayılan bir boykot hareketine yol açtı. boykot edelim etmesine de burada bir kaç şey sormak gerek:
- o ürünlerin yerine alternatifimiz var mı?
- abdnin desteği önceden beri konuşulan, bilinen bir şeydi. bunu anlamak için hükümetin açıklama yapması mı gerekiyordu yoksa 2 haftada 30'dan fazla şehit verince mi aklınız başınıza geldi?
- bu boykotu yayan ve akp'ye oy vermiş kesim, merak ediyorum da bu hükümetin abd ve ab'nin güdümünde olduğunu hala göremediniz mi ( sınır ötesine izin vermek için başbakanınızın sürekli önce abdye gidip sorayım demesi )? hadi onu geçtim, terörün ancak ve ancak siyasi ve askeri yöntemlerin koordineli çalışmasıyla en aza indirilebileceğini de mi göremiyorsunuz ( göremiyorsanız akp'den önceki koalisyon hükümetinin çalışmaları ve sonunda en aza indirilen terör düzeyine bakın )?
soruları ve yazıyı okuyanlar alta bir yorum bırakırsa sevinirim.
böyle bir olay olunca da referandum geri planda kaldı haklı olarak. bunun tesadüf olduğuna inanan varsa siyasette tesadüfe yer olmadığını hatırlatmak isterim ( örnek olarak abddeki 11 eylül saldırılarını verebiliriz ). bunun dışında %67 katılım oranı olan ( tarihimizin en az katılım gösterilen referandumu imiş ) bir oylamanın ne derece sağlıklı olduğu da tartışılmalıdır.
bütün bunlar olurken bir yandan da sınır ötesi operasyon için izin bekleniyor hükümetten. ben demiyorum ki izni versinler hemen girelim ama artık karakterli bir dış politikaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. eğer önceki gün beslediğin adamlar bugün gelip sana silah çekiyorsa orada bir sorun var demektir.
bu olaylar sonucu da hükümetten yapılan açıklamalarda abdnin bizzat örgütün arkasında olduğunu söylemesi de bir anda internetten yayılan bir boykot hareketine yol açtı. boykot edelim etmesine de burada bir kaç şey sormak gerek:
- o ürünlerin yerine alternatifimiz var mı?
- abdnin desteği önceden beri konuşulan, bilinen bir şeydi. bunu anlamak için hükümetin açıklama yapması mı gerekiyordu yoksa 2 haftada 30'dan fazla şehit verince mi aklınız başınıza geldi?
- bu boykotu yayan ve akp'ye oy vermiş kesim, merak ediyorum da bu hükümetin abd ve ab'nin güdümünde olduğunu hala göremediniz mi ( sınır ötesine izin vermek için başbakanınızın sürekli önce abdye gidip sorayım demesi )? hadi onu geçtim, terörün ancak ve ancak siyasi ve askeri yöntemlerin koordineli çalışmasıyla en aza indirilebileceğini de mi göremiyorsunuz ( göremiyorsanız akp'den önceki koalisyon hükümetinin çalışmaları ve sonunda en aza indirilen terör düzeyine bakın )?
soruları ve yazıyı okuyanlar alta bir yorum bırakırsa sevinirim.
Etiketler:
hükümet,
referandum,
sınır ötesi operasyon,
sorular,
terör
15 Ekim 2007 Pazartesi
Rötarlı Yazı
bayram sebebiyle pek güncelleyemedim baya birikti. az az hepsine değinelim :)
öncelikle gecikmiş sınır ötesi operasyon izninden bahsetmek istiyorum. bu aslında pek izin gibi durmuyor çünkü "gerektiğinde sınırötesi operasyon yapılabilir" cümlesi kulağa pek izin gibi gelmiyor. hükümetin önceki icraatlarına da bakarsak gerekmesi durumu nasıl gerçekleşecek oldukça merak ediyorum.
bu izni açıklarken ilk defa başbakana katıldım. diyor ki "bu hemen operasyon yapılacağı anlamına gelmez, operasyon yapılacak olursa bunun sosyal, ekonomik ve uluslararası boyutu var." bu boyutu da 1 gün sonra "müttefikimiz, biriciğimiz" abdnin sözde ermeni soykırımını kabul etmesiyle gördük ve iyice anladık sanırım. hemen o gün ne oldu peki? başbakan ve cumhurbaşkanı abdye kükredi. ne kadar komik değil mi? sen adamdan randevu almak için kapılarında sürün sonra bir anda ne oluyorsa kalk adamları azarla. bunu yiyen varsa afiyet olsun. konuyla ilgili olarak vatan gazetesindeki haber dikkat çekici. ( konuyla ilgili milletvekillerinin yaptığı halkta tepki görür açıklamalarına yorum yapma gereği duymuyorum )
moldova - Türkiye maçı ve fatih terim diğer konumuz. artık sıralamada yerini fifa'nın ( veya uefa'nın ) bile bilmediği takımlara puan kaybetmemeliyiz diye düşünüyorum. fatih terim'in ise daha önceki hocalardan ( ersun yanal, şenol güneş ) ne farkı var merak ediyorum. hala şansımız yüksek gruptan çıkmak için ama yine elemeleri izleyeceğiz ve bu sefer olay çıkmaması için dua edeceğiz sanırım.
not 1: yandaki resim ( meez ) yeni keşfimdir :D
not 2: yayınladıktan sonra fark ettim ben zaten günlük halinde yazmıyormuşum.
öncelikle gecikmiş sınır ötesi operasyon izninden bahsetmek istiyorum. bu aslında pek izin gibi durmuyor çünkü "gerektiğinde sınırötesi operasyon yapılabilir" cümlesi kulağa pek izin gibi gelmiyor. hükümetin önceki icraatlarına da bakarsak gerekmesi durumu nasıl gerçekleşecek oldukça merak ediyorum.
bu izni açıklarken ilk defa başbakana katıldım. diyor ki "bu hemen operasyon yapılacağı anlamına gelmez, operasyon yapılacak olursa bunun sosyal, ekonomik ve uluslararası boyutu var." bu boyutu da 1 gün sonra "müttefikimiz, biriciğimiz" abdnin sözde ermeni soykırımını kabul etmesiyle gördük ve iyice anladık sanırım. hemen o gün ne oldu peki? başbakan ve cumhurbaşkanı abdye kükredi. ne kadar komik değil mi? sen adamdan randevu almak için kapılarında sürün sonra bir anda ne oluyorsa kalk adamları azarla. bunu yiyen varsa afiyet olsun. konuyla ilgili olarak vatan gazetesindeki haber dikkat çekici. ( konuyla ilgili milletvekillerinin yaptığı halkta tepki görür açıklamalarına yorum yapma gereği duymuyorum )
moldova - Türkiye maçı ve fatih terim diğer konumuz. artık sıralamada yerini fifa'nın ( veya uefa'nın ) bile bilmediği takımlara puan kaybetmemeliyiz diye düşünüyorum. fatih terim'in ise daha önceki hocalardan ( ersun yanal, şenol güneş ) ne farkı var merak ediyorum. hala şansımız yüksek gruptan çıkmak için ama yine elemeleri izleyeceğiz ve bu sefer olay çıkmaması için dua edeceğiz sanırım.
not 1: yandaki resim ( meez ) yeni keşfimdir :D
not 2: yayınladıktan sonra fark ettim ben zaten günlük halinde yazmıyormuşum.
Etiketler:
akp,
fatih terim,
moldova,
pkk,
sınır ötesi operasyon,
türkiye
12 Ekim 2007 Cuma
Level ve Oyungezer
bu iki ismi duyunca yıllar önce akla bir dergi ve derginin yazarlarından ( yanlış hatırlamıyorsam ) Serpil Ulutürk'ün köşesi geliyordu. şimdi ise yepyeni bir anlam ifade ediyor bu 2 isim. artık 2'si de yeni bir başlangıcın ve 2 yeni derginin adı oldu.
"level zaten yok muydu, neresi yeni başlangıç?" diyebilirsiniz ama bu sefer durum çok farklı. level'ın bütün ağır topları ( tuğbek abi, serpil abla, sinan abi, jesuskane, megaemin başta olmak üzere ) ve en sevdiğim yeni nesil yazarlar ( mehmet kentel, berkant akarcan gibi ) level'dan ayrılmış ve oyungezer adında yeni bir alışkanlık oluşturmaya başlamışlar, bunun sonucunu sanırım kasım ayında göreceğiz.
level ise yeni kadrosuyla yoluna doğan grubu altında devam etmekte. anladığım kadarıyla da oyungezer'e olan yolculuğun sebebi de biraz bundan kaynaklanıyor... daha fazla bilgi ve tuğbek abinin durum hakkındaki yorumu için buraya bir göz atın derim.
level'ın yeni kadrosuna değinmek gerekirse, cem şancı'nın niye geri döndüğünü anlayamadım. sanırım bu olaya biraz da duygusal bakıyorum çünkü level bizim için bir oyun ailesiydi ve cem şancı bıraktığında açıkçası sinirlenmiş ve üzülmüştüm. bunun dışında cenkerdem'in niye geri döndüğüne de anlam veremedim. özellikle cenk bey'in malt grubuyla çalışmaya devam etmesi taraftarı olan birisi olarak bu kararın grubun müzik çalışmalarını engellememesini umuyorum. geri kalan isimleri çok tanımıyorum ama kalan bazı yazarların da açıkçası level'daki yazılarını sevmiyordum, isabet olmuş :)
oyungezer dergisi de ilk 3 ay için 12,000'lik bir satış planlamış ( tabi bu aylık mı yoksa 3 ay içinde mi anlayamadım ). eğer bu satışı gerçekleştirirlerse ki gördüğüm kadarıyla buna bir engel yok, yollarına devam edeceklermiş. dergi hakkında daha fazla bilgi, yazarların blogları ve forum gibi bir çok şey için buraya bakmanızı tavsiye ederim.
bunu ilk duyduğumda 2 dergiyi birden takip edip sonraları oyungezer'e geçmeyi düşünüyordum ama biraz da doğan grubu'nun eline geçmesinden dolayı ve okuduğum birkaç eleştiriden dolayı level'ı tamamen kesip oyungezer'e geçmeyi düşünüyorum. sitelerine ve bloglarına da bakarsanız aslında yavaştan incelemelere başlamışlar. dikkatle takip edin derim.
"level zaten yok muydu, neresi yeni başlangıç?" diyebilirsiniz ama bu sefer durum çok farklı. level'ın bütün ağır topları ( tuğbek abi, serpil abla, sinan abi, jesuskane, megaemin başta olmak üzere ) ve en sevdiğim yeni nesil yazarlar ( mehmet kentel, berkant akarcan gibi ) level'dan ayrılmış ve oyungezer adında yeni bir alışkanlık oluşturmaya başlamışlar, bunun sonucunu sanırım kasım ayında göreceğiz.
level ise yeni kadrosuyla yoluna doğan grubu altında devam etmekte. anladığım kadarıyla da oyungezer'e olan yolculuğun sebebi de biraz bundan kaynaklanıyor... daha fazla bilgi ve tuğbek abinin durum hakkındaki yorumu için buraya bir göz atın derim.
level'ın yeni kadrosuna değinmek gerekirse, cem şancı'nın niye geri döndüğünü anlayamadım. sanırım bu olaya biraz da duygusal bakıyorum çünkü level bizim için bir oyun ailesiydi ve cem şancı bıraktığında açıkçası sinirlenmiş ve üzülmüştüm. bunun dışında cenkerdem'in niye geri döndüğüne de anlam veremedim. özellikle cenk bey'in malt grubuyla çalışmaya devam etmesi taraftarı olan birisi olarak bu kararın grubun müzik çalışmalarını engellememesini umuyorum. geri kalan isimleri çok tanımıyorum ama kalan bazı yazarların da açıkçası level'daki yazılarını sevmiyordum, isabet olmuş :)
oyungezer dergisi de ilk 3 ay için 12,000'lik bir satış planlamış ( tabi bu aylık mı yoksa 3 ay içinde mi anlayamadım ). eğer bu satışı gerçekleştirirlerse ki gördüğüm kadarıyla buna bir engel yok, yollarına devam edeceklermiş. dergi hakkında daha fazla bilgi, yazarların blogları ve forum gibi bir çok şey için buraya bakmanızı tavsiye ederim.
bunu ilk duyduğumda 2 dergiyi birden takip edip sonraları oyungezer'e geçmeyi düşünüyordum ama biraz da doğan grubu'nun eline geçmesinden dolayı ve okuduğum birkaç eleştiriden dolayı level'ı tamamen kesip oyungezer'e geçmeyi düşünüyorum. sitelerine ve bloglarına da bakarsanız aslında yavaştan incelemelere başlamışlar. dikkatle takip edin derim.
bayram kutlu olsun
hepimizin bayramını kutlarım, bol bol çikolatalı, şekerli günler dilerim...
not: ramazan bayramı sanırım bu?
not: ramazan bayramı sanırım bu?
8 Ekim 2007 Pazartesi
bu kafayla daha çok çekeceğimiz var
sanırım blogdaki ilk politik ve belki de en karamsar ( orhon'un yazıları hariç ) yazı olacak. yazamadığımız hasta ( kısmen sakat ) olduğumuz günle ilgili küçük değerlendirmeler ekleyelim.
öncelikle antalya'da bir tarafta çocukların başına türban geçirip onları protestolarına alet edenlerin diğer tarafta da çocukları güzellik yarışması adı altında onları yarıştıran zihniyetin .mına koyıyım. siz nasıl insanlarsınız ki çocuklarınızın sömürülmesi ( veya sizin sömürmeniz ) gücünüze gitmiyor. kısaca topunuzun .mına koyıyım, geberin hepiniz.
güneyde bunlar olurken doğuda terörle mücadelede son 24 saat içinde 15 Şehit verdik. bütün şehit ailelerimizin başı sağolsun.
aynı paragrafta bahsetmek istemediğim pasif bir hükümetimiz var. 5 yıl önce ellerine terörden arınmış bir Türkiye verilmişken, şu an pkk tekrar en kanlı eylemlerini gerçekleştirmekte ve vatan evlatlarını, abilerimizi ve vatanın geleceğini katletmektedir. bunun karşısında hükümet ne yapmaktadır? bence hiçbir şey yapmamaktadır ve bu tavırları da o insan bozuklarına cesaret vermektedir ( abd'nin desteğini unutmamak gerek ).
bu insanlara oy vermeye devam edin, vatan evlatları ölsün, ekonomi çöksün her şeyimiz altımızdan alınsın. önemli olan cebimiz değil mi, boşverin geri kalanları siz cebinize bakın. insanlık dediğimiz şey nasıl olsa bu dünyada çoktan azınlığın davranış biçimi olmadı mı? boşverin her şeyi , doldurun cebinizi yarın öbür gün ucu size dokunsun siz de feryat edersiniz nasıl olsa...
öncelikle antalya'da bir tarafta çocukların başına türban geçirip onları protestolarına alet edenlerin diğer tarafta da çocukları güzellik yarışması adı altında onları yarıştıran zihniyetin .mına koyıyım. siz nasıl insanlarsınız ki çocuklarınızın sömürülmesi ( veya sizin sömürmeniz ) gücünüze gitmiyor. kısaca topunuzun .mına koyıyım, geberin hepiniz.
güneyde bunlar olurken doğuda terörle mücadelede son 24 saat içinde 15 Şehit verdik. bütün şehit ailelerimizin başı sağolsun.
aynı paragrafta bahsetmek istemediğim pasif bir hükümetimiz var. 5 yıl önce ellerine terörden arınmış bir Türkiye verilmişken, şu an pkk tekrar en kanlı eylemlerini gerçekleştirmekte ve vatan evlatlarını, abilerimizi ve vatanın geleceğini katletmektedir. bunun karşısında hükümet ne yapmaktadır? bence hiçbir şey yapmamaktadır ve bu tavırları da o insan bozuklarına cesaret vermektedir ( abd'nin desteğini unutmamak gerek ).
bu insanlara oy vermeye devam edin, vatan evlatları ölsün, ekonomi çöksün her şeyimiz altımızdan alınsın. önemli olan cebimiz değil mi, boşverin geri kalanları siz cebinize bakın. insanlık dediğimiz şey nasıl olsa bu dünyada çoktan azınlığın davranış biçimi olmadı mı? boşverin her şeyi , doldurun cebinizi yarın öbür gün ucu size dokunsun siz de feryat edersiniz nasıl olsa...
6 Ekim 2007 Cumartesi
gece gece
daha 1 saat önce uyanmış olmanın verdiği keyifle yazıyorum bu yazıyı ( şu an saat 00:08 ). uyku düzeninin bozuk olması, özellikle de okul zamanı, pek hoş olmuyor. saat 18:00'dan 23:00'a kadar uyuyup sonra sabaha kadar durmak düzeni iyice bozuyor ama bu durum bloga yazı olarak yansıyor ( güzel malzeme, gerçekten ).
madem sabaha kadar buradayız, akla ne gelirse yazalım. öncelikle itüsözlük'ten başlayalım. sanırım ekşi'den sonraki en fazla yazara sahip ama bir o kadar da az başlık ve girdiye sahip sözlük olma ünvanını elinde bulunduruyor. bu aralar yazar alımını biraz hızlandırdılar sanırım bu da insanlar arasında büyük bir kavgaya yol açtı :D ( void lafım sana, görky ve minstrel siz anlayın ;) ). bunu yavaşlatmaları hem kavgaları azaltmak açısından hem de kalitelerini korumak açısından güzel olacaktır, bu yazıyı gören söylesin adamlara.
2 gün önceki beşiktaş maçı yorumunu da yapalım hemen. beşiktaş'ın açıkçası 0 puanda kalacağını düşünüyorum ( ilk maçtan beri ). bu maç beni tam yanıltıyorlardı ki spikerin de quaresma'ya aşırı yüklenmesiyle ( quaresma böyle bir bjk beklemiyordu vs vs. ) bir çarpılma olduğu kanaatindeyim. bunu bir kenara bırakırsak beşiktaş ne kadar güzel futbol oynadı o da tartışılır aslında. bu kadroyla ( aynı tip 832948234 tane adam, higuain-delgado-ricardinho vs. ) oynayabilecekleri en iyi Şampiyonlar Ligi maçını oynadılar diye düşünüyorum. benim pek umudum kalmasa da artık beşiktaş'a başarılar diliyorum.
dünkü galatasaray maçından öte galatasaray taraftarını yorumlamak istiyorum. bize yıllardır uefa, avrupa'da ne başarınız var ( tamam doğru ona itirazımız yok ), sion'a çakarız nolacak elimizin kiri diyen galatasaray taraftarı maçtan sonra formalarını giyerek açıkçası beni baya güldürdü. görky'nin de dediği gibi bu durum sanırım uzun zamandır avrupa'da galatasaray'ın bir şey yapamamasından kaynaklanıyor. galatasaray'a UEFA'da başarılar dilemekle beraber, umuyorum ve inanıyorum ki gruptan çıkarlar.
son olarak da şu an ntv'de adının alttaki yazıdan dolayı "haydi gel bizimle ol" olduğunu düşündüğüm programdaki cem yılmaz'dan bahsetmek istiyorum. bu pek bahsetmek sayılmaz, hayranlığımı kusmak diyelim. her katıldığı programa gerek ciddi konularda gerekse de komedi konusunda kalite katıyor. şu programı büyük ihtimalle bir daha izlesem oturduğum yerde uyurum ama bu adamın yaptığı espriler ve kaliteli yorumlar katıldığı ortamlara büyük bir keyif katıyor.
siz bunları okurken bende programı izlemeye devam ediyim.
madem sabaha kadar buradayız, akla ne gelirse yazalım. öncelikle itüsözlük'ten başlayalım. sanırım ekşi'den sonraki en fazla yazara sahip ama bir o kadar da az başlık ve girdiye sahip sözlük olma ünvanını elinde bulunduruyor. bu aralar yazar alımını biraz hızlandırdılar sanırım bu da insanlar arasında büyük bir kavgaya yol açtı :D ( void lafım sana, görky ve minstrel siz anlayın ;) ). bunu yavaşlatmaları hem kavgaları azaltmak açısından hem de kalitelerini korumak açısından güzel olacaktır, bu yazıyı gören söylesin adamlara.
2 gün önceki beşiktaş maçı yorumunu da yapalım hemen. beşiktaş'ın açıkçası 0 puanda kalacağını düşünüyorum ( ilk maçtan beri ). bu maç beni tam yanıltıyorlardı ki spikerin de quaresma'ya aşırı yüklenmesiyle ( quaresma böyle bir bjk beklemiyordu vs vs. ) bir çarpılma olduğu kanaatindeyim. bunu bir kenara bırakırsak beşiktaş ne kadar güzel futbol oynadı o da tartışılır aslında. bu kadroyla ( aynı tip 832948234 tane adam, higuain-delgado-ricardinho vs. ) oynayabilecekleri en iyi Şampiyonlar Ligi maçını oynadılar diye düşünüyorum. benim pek umudum kalmasa da artık beşiktaş'a başarılar diliyorum.
dünkü galatasaray maçından öte galatasaray taraftarını yorumlamak istiyorum. bize yıllardır uefa, avrupa'da ne başarınız var ( tamam doğru ona itirazımız yok ), sion'a çakarız nolacak elimizin kiri diyen galatasaray taraftarı maçtan sonra formalarını giyerek açıkçası beni baya güldürdü. görky'nin de dediği gibi bu durum sanırım uzun zamandır avrupa'da galatasaray'ın bir şey yapamamasından kaynaklanıyor. galatasaray'a UEFA'da başarılar dilemekle beraber, umuyorum ve inanıyorum ki gruptan çıkarlar.
son olarak da şu an ntv'de adının alttaki yazıdan dolayı "haydi gel bizimle ol" olduğunu düşündüğüm programdaki cem yılmaz'dan bahsetmek istiyorum. bu pek bahsetmek sayılmaz, hayranlığımı kusmak diyelim. her katıldığı programa gerek ciddi konularda gerekse de komedi konusunda kalite katıyor. şu programı büyük ihtimalle bir daha izlesem oturduğum yerde uyurum ama bu adamın yaptığı espriler ve kaliteli yorumlar katıldığı ortamlara büyük bir keyif katıyor.
siz bunları okurken bende programı izlemeye devam ediyim.
Etiketler:
besiktas,
cem yılmaz,
galatasaray,
şampiyonlar ligi,
uefa,
uyku düzeni
4 Ekim 2007 Perşembe
jeux d enfants (cesaretin var mı aşka)
İki küçük çocuğun beraber yarattıkları oyunla başlar film. Çocuklar büyürler ve bu oyun onları çoook tutkulu bir aşka götürür.
İzlediğim en güzel romantik komedi. Öyle klasik romantik komediler gibi değildir. Hikayesi, kurgusu, oyuncuları süperdir. İzlenmelidir. Film boyunca la vie en rose nın değişik versiyonları çalar.
cap ou pas cap?
İzlediğim en güzel romantik komedi. Öyle klasik romantik komediler gibi değildir. Hikayesi, kurgusu, oyuncuları süperdir. İzlenmelidir. Film boyunca la vie en rose nın değişik versiyonları çalar.
cap ou pas cap?
3 Ekim 2007 Çarşamba
Fenerbahçe - CSKA Moskova
fenerbahçemiz hakkında biraz geç de olsa yorum yapmak lazım. hepimiz inter maçından sonra büyük gaza gelmiş, cska'yı da madara ederiz diyoduk ( ben hariç, ben asıl cska'dan korkuodum grupta ).
aslında dün iyi gidioduk, bireysel hataları ve verdiğimiz pozisyonları saymazsak ( ne kaldı başka? ) iyiydik. ilk yarının başında bulduğumuz yalan yanlış bir golle garip bir maç izleyeceğimiz kesin gibi bir şeydi. acaba maç erken mi bitti desek de verdiğimiz pozisyonlar ve topun adamların ayağına yapışması sorunu pahalıya mal olacaktı.
ilk yarıyı 1 - 0 önde kapatmıştık ama 2. yarı için umutsuzdum. deniz barış'ın yaptığı kritik pas hataları bize golle dönecek diye korkuyordum. ben nereden bileyim ilk yarının en iyilerinden edu'nun saçma bir iş yapıp öyle bir pozisyonda volkan'a dönmeye çalışacağını. daha hala o hataya küfrediyordum ki defans yine "biz fener defansıyız delik olmamız lazım" felsefesine döndü ve bir anda saçma bir pozisyon verdi ve şanssız adam edu bu seferde penaltıya sebep oldu. her neyse en azından doğru bir hareketti.
bundan sonraki kısımda ise fenerbahçe, cska'nın da kapanmasıyla baskılı oynamaya başladı ve art arda pozisyonlar buldu. bu arada zico'nun yaptığı değişikliklerin de oyuna katkısı mükemmeldi. zico sanırım geldiğinden beri ilk defa yorumcular tarafından yaptığı değişikliklerde haklı bulundu. tam umutlar tükenmeye başlamışken Inter maçında Alex'in asistiyle mükemmel bir gole imza atan Deivid sahneye çıktı ve Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki 3. ve kendisinin 2. golüne imza atarak hem Fenerbahçe'ye büyük bir avantaj kazandırdı hem de değerini artırmaya devam etti.
artık fenerbahçe'nin avrupa'da farklı bir takım olduğu göze çarpıyor. geçen sene uefa'da başlayan güzel futbol ve haddini bilerek oynama, bu sene meyvesini veriyor. ayrıca fenerbahçe'nin artık geriye düştüğü maçları çevirdiğini ve bunun sayesinde taraftarına güven verdiği de açıkça ortada.
umuyorum ki fenerbahçe bu performansını sürdürür ve bu gruptan 1. veya 2. sırada çıkar. bu gece de aynı performansı beşiktaş'tan bekliyoruz. umarım 2. maçlarında 3 puan alarak yarıştan kopmadıklarını gösterirler.
dipnot: deivid'e ne yedirdiyseniz, istiyorum ulan...
aslında dün iyi gidioduk, bireysel hataları ve verdiğimiz pozisyonları saymazsak ( ne kaldı başka? ) iyiydik. ilk yarının başında bulduğumuz yalan yanlış bir golle garip bir maç izleyeceğimiz kesin gibi bir şeydi. acaba maç erken mi bitti desek de verdiğimiz pozisyonlar ve topun adamların ayağına yapışması sorunu pahalıya mal olacaktı.
ilk yarıyı 1 - 0 önde kapatmıştık ama 2. yarı için umutsuzdum. deniz barış'ın yaptığı kritik pas hataları bize golle dönecek diye korkuyordum. ben nereden bileyim ilk yarının en iyilerinden edu'nun saçma bir iş yapıp öyle bir pozisyonda volkan'a dönmeye çalışacağını. daha hala o hataya küfrediyordum ki defans yine "biz fener defansıyız delik olmamız lazım" felsefesine döndü ve bir anda saçma bir pozisyon verdi ve şanssız adam edu bu seferde penaltıya sebep oldu. her neyse en azından doğru bir hareketti.
bundan sonraki kısımda ise fenerbahçe, cska'nın da kapanmasıyla baskılı oynamaya başladı ve art arda pozisyonlar buldu. bu arada zico'nun yaptığı değişikliklerin de oyuna katkısı mükemmeldi. zico sanırım geldiğinden beri ilk defa yorumcular tarafından yaptığı değişikliklerde haklı bulundu. tam umutlar tükenmeye başlamışken Inter maçında Alex'in asistiyle mükemmel bir gole imza atan Deivid sahneye çıktı ve Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ndeki 3. ve kendisinin 2. golüne imza atarak hem Fenerbahçe'ye büyük bir avantaj kazandırdı hem de değerini artırmaya devam etti.
artık fenerbahçe'nin avrupa'da farklı bir takım olduğu göze çarpıyor. geçen sene uefa'da başlayan güzel futbol ve haddini bilerek oynama, bu sene meyvesini veriyor. ayrıca fenerbahçe'nin artık geriye düştüğü maçları çevirdiğini ve bunun sayesinde taraftarına güven verdiği de açıkça ortada.
umuyorum ki fenerbahçe bu performansını sürdürür ve bu gruptan 1. veya 2. sırada çıkar. bu gece de aynı performansı beşiktaş'tan bekliyoruz. umarım 2. maçlarında 3 puan alarak yarıştan kopmadıklarını gösterirler.
dipnot: deivid'e ne yedirdiyseniz, istiyorum ulan...
2 Ekim 2007 Salı
naber?
arabayı park eden başka bir araca çarpmam sonucu 1.2 milyarlık hasar oluştu. sigorta ödemezse işim zor. bir an önce geri versinler ulan arabamı!
fener cska'yı yensin. hayat bayram olsun. (zor olur)
fener cska'yı yensin. hayat bayram olsun. (zor olur)
1 Ekim 2007 Pazartesi
Live Messenger
ekim ayının şu ilk saatlerinde içimden live messenger nam-ı diğer msn 8.0 hakkında bir şeyler yazmak geldi.
önce msn live'la tanışma öykümüzü anlatmakta fayda var. daha çok az kişi live yüklemişken bende gaza gelip "obaaa hemen artıralım, süper" diye atlamıştım ama bilgisayarımda 2 günden fazla yüklü kalmadı. sanırım şu konuşma penceresinin fazlasıyla transparan olması gözümü rahatsız etmişti. teknik olarak ise nedenini anlayamadığım bir şekilde hata verip kapanıyor bir de kapattıktan 4-5dk sonra msn live hata verdi diye mesaj çıkarıyordu.
ikinci karşılaşmamız bundan daha kötüydü. severek kullandığım msn 7.5 açıldığında şifremi girdim ve o da ne live yüklemem gerektiğini yoksa giremeyeceğimi söyledi. bu zorbalığın hesabı tabiki microsoft'a sorulmalı ama zorla yüklettiği programın iyi olması lazım veya tam çalışır vaziyette olması lazımken hala sanki beta testine devam ediyor. kafasına göre mesajların bazılarını iletmezken, zaman zaman paylaşım klasörlerinin bozulup açılmaması ve hatta dosya yollayamama gibi sorunlar var.
bu haldeki programı zorla yükletmek microsoft'a ne kazandırır bilmiyorum ama live serisi ürünleri ( windows vista, live messenger vs. ) büyük bir çuvallama içinde ve sanki aceleye gelmişler. bu durumda da keşke linux arayüzü ve diğer özellikleri daha kullanışlı ve kullanıcı dostu olsa da windows'tan kurtulsak diyoruz.
önce msn live'la tanışma öykümüzü anlatmakta fayda var. daha çok az kişi live yüklemişken bende gaza gelip "obaaa hemen artıralım, süper" diye atlamıştım ama bilgisayarımda 2 günden fazla yüklü kalmadı. sanırım şu konuşma penceresinin fazlasıyla transparan olması gözümü rahatsız etmişti. teknik olarak ise nedenini anlayamadığım bir şekilde hata verip kapanıyor bir de kapattıktan 4-5dk sonra msn live hata verdi diye mesaj çıkarıyordu.
ikinci karşılaşmamız bundan daha kötüydü. severek kullandığım msn 7.5 açıldığında şifremi girdim ve o da ne live yüklemem gerektiğini yoksa giremeyeceğimi söyledi. bu zorbalığın hesabı tabiki microsoft'a sorulmalı ama zorla yüklettiği programın iyi olması lazım veya tam çalışır vaziyette olması lazımken hala sanki beta testine devam ediyor. kafasına göre mesajların bazılarını iletmezken, zaman zaman paylaşım klasörlerinin bozulup açılmaması ve hatta dosya yollayamama gibi sorunlar var.
bu haldeki programı zorla yükletmek microsoft'a ne kazandırır bilmiyorum ama live serisi ürünleri ( windows vista, live messenger vs. ) büyük bir çuvallama içinde ve sanki aceleye gelmişler. bu durumda da keşke linux arayüzü ve diğer özellikleri daha kullanışlı ve kullanıcı dostu olsa da windows'tan kurtulsak diyoruz.
30 Eylül 2007 Pazar
Galatasaray - Beşiktaş
saat 12yi geçtiğine göre dün oynanan maç diye konuşmam gerek sanırım.
dün oynanan, duyduğuma göre "tarihin ilk seyircisiz derbisi" ünvanını alan maç bence Türk insanının üzülmesi gereken bir maçtır. Eğer Şampiyonlar Ligi'nde oynayan bir takımı, UEFA Kupası'nda oynayan takımı karşısında ancak 1-2 pozisyona girebiliyor ama diğer takım hem son vuruşlarda hemde yanlış paslarla bir çok gol pozisyonunu harcıyorsa bu büyük bir kayıptır. Tabii ki "Fener de Bursa'ya kaybediyordu ne var yani?" diyenler çıkar ama aradaki farkı görmek gerek. Birinde konsantrasyon eksikliği olabilirken diğer maç bir derbidir ve konsantre olamayan oyuncu neredeyse yoktur.
sahadaki kısmını bir kenara koyarsak, klüplerin yönetimi de ülkemizde iyi yapılmadığını düşünüyorum. eğer bir galatasaray en önemli oyuncusu lincoln'ü derbi maçı sabahı kadro dışı bırakıyor, beşiktaş takımı büyük paralar vererek aldığı delgado, higuain ve rüştü'yü yedek bırakıyorsa ve anadolu takımları aldıkları yabancıların neredeyse hepsini yedek bırakıyor veya 18'e almıyorsa bu işte bir yanlış var demektir.
umarım bu 2 takımda hafta içi oynanacak avrupa kupası maçlarına kadar toparlanırlar da ülkemize puan kazandırmaya devam ederler.
dün oynanan, duyduğuma göre "tarihin ilk seyircisiz derbisi" ünvanını alan maç bence Türk insanının üzülmesi gereken bir maçtır. Eğer Şampiyonlar Ligi'nde oynayan bir takımı, UEFA Kupası'nda oynayan takımı karşısında ancak 1-2 pozisyona girebiliyor ama diğer takım hem son vuruşlarda hemde yanlış paslarla bir çok gol pozisyonunu harcıyorsa bu büyük bir kayıptır. Tabii ki "Fener de Bursa'ya kaybediyordu ne var yani?" diyenler çıkar ama aradaki farkı görmek gerek. Birinde konsantrasyon eksikliği olabilirken diğer maç bir derbidir ve konsantre olamayan oyuncu neredeyse yoktur.
sahadaki kısmını bir kenara koyarsak, klüplerin yönetimi de ülkemizde iyi yapılmadığını düşünüyorum. eğer bir galatasaray en önemli oyuncusu lincoln'ü derbi maçı sabahı kadro dışı bırakıyor, beşiktaş takımı büyük paralar vererek aldığı delgado, higuain ve rüştü'yü yedek bırakıyorsa ve anadolu takımları aldıkları yabancıların neredeyse hepsini yedek bırakıyor veya 18'e almıyorsa bu işte bir yanlış var demektir.
umarım bu 2 takımda hafta içi oynanacak avrupa kupası maçlarına kadar toparlanırlar da ülkemize puan kazandırmaya devam ederler.
29 Eylül 2007 Cumartesi
kazam mübarek olsun
bugün ilk kazamı yaşadım. tam kaza da denemez. kavşağa azcık hızlı girince, karşıdan araba gelirken delinin biri de yola fırlayınca sağda park eden arabaya sürttüm. WV’nin ne kadar dayanıklı olduğuna anlamama yardımcı oldu bu. karşıki arabada en ufak bir şey yokken tamponu benim önü içeri göçertti. pazartesi servise gitcez bakalım napacaklar..
en kötü kazam böyle olsun ne diyim. ucuz atlattım yine. tek kötü yanı böyle bişi olunca direk özgüveni yok etmesi sanırım.
çabuk tamir ederler umarım...ve de eskisi gibi olur
feysbuk
3 yıldır açık olan site yine Türkiye'de diğer bir çok site gibi popüler oldu. bundan önce myspace'i, yonja'sı, hi5'i derken feysbuk çıktı karşımıza. yüzlerce saçma sapan application, vampirdi kurtadamdı erken millet yine kafayı yedi.
tek olarak baktığımızda süper bi icat bu, gerçekten de hiç görmediğiniz arkadaşları bulabiliyorsunuz ama popüler olma dönemi de geldiğine göre bu da yakında bitecek. asıl merak ettiğim bu sitenin yerine ne geleceği...
(şaka şaka bu kadar oynayacak şey varken bu site kolay kolay bitmez..demedi demeyin.)
tek olarak baktığımızda süper bi icat bu, gerçekten de hiç görmediğiniz arkadaşları bulabiliyorsunuz ama popüler olma dönemi de geldiğine göre bu da yakında bitecek. asıl merak ettiğim bu sitenin yerine ne geleceği...
(şaka şaka bu kadar oynayacak şey varken bu site kolay kolay bitmez..demedi demeyin.)
doğum günün kutlu olsun keşkül
Keyboarding
Bilkent Üniversitesi Ctıs bölümünde alınması gereken 2 kredilik gördüğüm bildiğim en gereksiz derstir. Tıpkı lisede orta okulda gördüğümüz resim ve beden dersleri hocaları gibi , bu dersin hocası da bu önemsiz basit dersi önemli kılmak için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Ayrıcada bilkent teki en kolay yoldan para kazanma yolu keyboard dersi vermektir. İsmini hatırlamadığım bir kitapta bu keyboard da ki harflerin ilk başta alfabetik sıraya göre dizildiğini ama bu dizilimle çok hızlı yazıldığı için tuşlara bağlı çubukların birbirine karıştığı görülmüş; bu yüzden de harfleri şimdi ki sırasında koymuşlar. Yanı amaç yavaşlatmakmış. Keyboarding dersi için de bu geçerli 10 parmak yazıcam diye kaplumbağa hızına inilmekte. Ve öğrenci her nedense bacak bacak üstüne attığında hoca tarafından ikaz edilmektedir. Ekrana ve klavyeye bakmadan dakikada en az 20 doğru kelime yazıldığında C alabileceğiniz derstir. İnsanı paronoyak yapar.
Pro Evolution Soccer 2008 ( PES 2008 )
yaklaşık 1.1 gb tutan PES 2008 demosunu indirdikten sonra heyecanla tuş ayarlarını yapıp oyuna girdim ancak Play Station kökenli olan ben, klavyeye alışmak için en az 5 maç kaybettim. Daha sonra doğru tuş dağılımını yaptıysam da hala Play Station keyfi alamıyorum.
Oyuna gelmek gerekirse sanırım demo diye Brezilya'nın kadrosunda baya bir oyuncu eksik. Dida, Juninho ve Roberto Carlos bunlardan birkaçı ( bıraktılar mı milli takımı bilmiyorum ). Bu oyuncu eksikleri dışında bir güç dengesi sorunu var, şöyle ki demodaki Fransa, Brezilya, Portekiz, Arjantin, İspanya ve Türkiye'den en güçsüz 2 tanesi Brezilya ve Türkiye. Hani bizim ülke tamam da Brezilya'ya açıkçası bir anlam veremedim.
Oynanış yine her yeni PES veya Winning Eleven'da olduğu gibi fazlasıyla değişmiş. Buradaki tek problem sanki biraz FIFA'ya benzeme çabası var veya FIFA'nın yapmaya çalıştığı şeyleri daha doğru yapma isteği. Bir ek daha, normal zorluk derecesinde bir oyuncuyla alıp topu çok kolay gidebiliyorsunuz o yüzden tavsiyem daha zor derecelerde oynamak demoyu. :D
Demoyu AMD 64 3000+ 1.84 GHz, 1024 RAM, Radeon X600 bilgisayarımda ( Windows XP, Vista'da yavaşlamalarla karşılaşılıyorumuş sanırım ) 1024 x 768 çözünürlükte detaylar orta seviyede ( detayları arttırmama izin vermedi :D ) ve VSync özelliği kapalı bir biçimde, gol sevinçleri hariç, gayet hızlı bir biçimde oynadım. Orta düzeydeki detayda bile seyirciler hariç, grafikler oldukça güzeldi. Sanırım seyircileri demo olduğu için pek önemsememişler. Oyun çıkınca onlarda daha güzel olur diye düşünüyorum.
1.1 gb demo mu olur diye yazımı bitirirken eğer imkanınız varsa bir göz atın derim. Eğer yapamazsanız da canınız sağolsun nasıl olsa çıkınca hepimiz alcaz :D
Demoyu indirebileceğiniz adresler:
Download 1
Download 2 Torrent
Bunların dışında da bir kaç yer var. Daha fazla bilgi için Winning Eleven Blog
PC'de PES 2008
Oyuna gelmek gerekirse sanırım demo diye Brezilya'nın kadrosunda baya bir oyuncu eksik. Dida, Juninho ve Roberto Carlos bunlardan birkaçı ( bıraktılar mı milli takımı bilmiyorum ). Bu oyuncu eksikleri dışında bir güç dengesi sorunu var, şöyle ki demodaki Fransa, Brezilya, Portekiz, Arjantin, İspanya ve Türkiye'den en güçsüz 2 tanesi Brezilya ve Türkiye. Hani bizim ülke tamam da Brezilya'ya açıkçası bir anlam veremedim.
Oynanış yine her yeni PES veya Winning Eleven'da olduğu gibi fazlasıyla değişmiş. Buradaki tek problem sanki biraz FIFA'ya benzeme çabası var veya FIFA'nın yapmaya çalıştığı şeyleri daha doğru yapma isteği. Bir ek daha, normal zorluk derecesinde bir oyuncuyla alıp topu çok kolay gidebiliyorsunuz o yüzden tavsiyem daha zor derecelerde oynamak demoyu. :D
Demoyu AMD 64 3000+ 1.84 GHz, 1024 RAM, Radeon X600 bilgisayarımda ( Windows XP, Vista'da yavaşlamalarla karşılaşılıyorumuş sanırım ) 1024 x 768 çözünürlükte detaylar orta seviyede ( detayları arttırmama izin vermedi :D ) ve VSync özelliği kapalı bir biçimde, gol sevinçleri hariç, gayet hızlı bir biçimde oynadım. Orta düzeydeki detayda bile seyirciler hariç, grafikler oldukça güzeldi. Sanırım seyircileri demo olduğu için pek önemsememişler. Oyun çıkınca onlarda daha güzel olur diye düşünüyorum.
1.1 gb demo mu olur diye yazımı bitirirken eğer imkanınız varsa bir göz atın derim. Eğer yapamazsanız da canınız sağolsun nasıl olsa çıkınca hepimiz alcaz :D
Demoyu indirebileceğiniz adresler:
Download 1
Download 2 Torrent
Bunların dışında da bir kaç yer var. Daha fazla bilgi için Winning Eleven Blog
PC'de PES 2008
Etiketler:
2008,
pes,
pes 2008,
pro evolution soccer,
winning eleven
27 Eylül 2007 Perşembe
Honda Caz
nedense Honda'ya karşı hep inanılmaz bir sempatim oldu. hiç satılmayan, itelenmiş bir model olduğunu sanırdım. taa ki araba alma vakti gelinceye kadar. CRV, Type-R falan derken Honda'nın ne kadar mükemmel arabalar yapabildiğini gördüm. ama Jazz alabildim. olsun.
az yakıt tüketen, kendi küçük ama içi geniş, sunroof olayıyla tiki olma yolunda, mini mini bir araba.tabi benim altımda el freni çekikken gitme, sağa sola sürtme gibi vukuatlar yaşasa da kankam o benim. ölümüne kankayız.
üstteki plakası sansürlü zamazingo, arabam. saçma sapan trafik deneyimlerimi yaşadıkça yazarım. şimdilik direksiyon düzeltememenin ve sağ şerite sinyalsiz bir anda kırmanın zararlı olduğunu biliyorum. helal bana.
Steelheart Geri Dönüyor
efsanelerin ölmediği şekil değiştirdiği söylenir. doğru olabilir mesela fenerbahçe eskiden kestaneydi artık daha iyiye doğru gidiyor.
her neyse konu bu değil aslında. konu Steelheart ve Mike Matijevic'in müziğe dönmesi. geçirdiği sahne kazasından sonra müziğe ara vermek zorunda kalan Mike Matijevic tekrardan birilerini toplamış ve yeni albümün çalışmalarına ara vermeden devam ediyormuş. Hatta Just A Taste singleını indirmeye çalışıyorum bir kaç gündür ( ah bu seed olayı yok mu... ). Açıkçası YouTube'dan yeni videolara bakıyorum da pek değişmemiş bu adamın sesi, hala konsermiş stüdyo kaydıymış farketmiyor, sesi olabilecek en üst noktalara ulaşıyor.
Just A Taste singleı dahil bir çok yeni şarkıyı da http://www.steelheart.com/downloads.html adresinden dinleyebilirsiniz ( ne kadar dinleniyor bilmiyorum tabi ).
Bir Steelheart klasiği She's Gone ve Mike Matijevic
her neyse konu bu değil aslında. konu Steelheart ve Mike Matijevic'in müziğe dönmesi. geçirdiği sahne kazasından sonra müziğe ara vermek zorunda kalan Mike Matijevic tekrardan birilerini toplamış ve yeni albümün çalışmalarına ara vermeden devam ediyormuş. Hatta Just A Taste singleını indirmeye çalışıyorum bir kaç gündür ( ah bu seed olayı yok mu... ). Açıkçası YouTube'dan yeni videolara bakıyorum da pek değişmemiş bu adamın sesi, hala konsermiş stüdyo kaydıymış farketmiyor, sesi olabilecek en üst noktalara ulaşıyor.
Just A Taste singleı dahil bir çok yeni şarkıyı da http://www.steelheart.com/downloads.html adresinden dinleyebilirsiniz ( ne kadar dinleniyor bilmiyorum tabi ).
Bir Steelheart klasiği She's Gone ve Mike Matijevic
Etiketler:
mike matijevic,
miljenko matijevic,
she's gone,
sheila,
steelheart
Kaydol:
Yorumlar (Atom)