8 Kasım 2007 Perşembe

Yüreğimdeki Barış Şarkıları

kısa bir dinlemeden sonra bu albümle ilgili bir değerlendirme yapmak gerek. anladığım kadarıyla bundan yıllar önce çıkmış bir albüm ama şimdi edindiğime göre şimdi yorumumu yapabilirim :) albümün geneline bakınca özellikle pop şarkıcılarının şarkıların biraz içine ettiği görülüyor.

Güle Güle Oğlum, Ali Kırca'nın yorumuyla fena olmamış.
Gülpembe, Nilüfer'in niyeyse geri planda pop alt yapısı kullanılmış. Bunun yerine bir grupla çalınabilirmiş.
Kol Düğmeleri, Yavuz Bingöl'ün seslendirmesiyle güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş, hatta fazlasıyla güzel olmuş.
Ben Bilirim, Mahsun Kırmızıgül'ün fazlasıyla pop olduğu günlere denk gelmiş, sesi çok güzel gitse de müziği fazlasıyla berbat etmiş.
Unutamadım, Zerrin Özer'in sesine çok güzel gitmiş ve o da çok güzel bir işe imza atmış.
Aynalı Kemer, Ayna'nın şarkıyı yorumlaması güzel bir tesadüf olmuş :) çok güzel olmasa da fena olmamış.
Can Bedenden Çıkmayınca, bu albümden bugüne kadar duyduğum tek şarkıydı. Bugün tekrar dinledim ve Muazzez Ersoy'un kendi tarzında söylediği şarkıyı nasıl güzel söylediğine şahit oldum.
Dağlar Dağlar, fazlasıyla tekno olmuş. Sertab Erener'in sesi oldukça güzel olsa da müziği pek sevdiğimi söyleyemem.
Gibi Gibi, yoruma gerek yok aslında çünkü Kurtalan Ekspres çalmış bu şarkıyı.
Rüya, yine yoruma gerek yok. Cahit Berkay imzası var.
Yine Yol Göründü Gurbete, Haluk Levent imzasıyla oldukça güzel olmuş. Albümdeki güzel şarkılardan biri.
Anlıyorsun Değil Mi, Teoman gibi arak müzik yapan bir adamın bu albümde olmasına karşıyım ama normalde şarkılarını ünlü grupların şarkılarından esinlendiği(!) için şarkı güzel olmuş.
Sakız Hanım ve Mahur Bey, tam Sezen Aksu'luk bir şarkı ve o da gereğini yerine getirmiş ve çok güzel bir çalışmaya imza atmış.
Söyle Zalım Sultan, albümün kesinlikle en kötü şarkısı. Zaten Hülya Avşar'ın bu albümde yer alması konusunda çeşitli komplo teorilerim var.
Dönence, Kenan Doğulu'nun fazlasıyla pop bir şarkıya imza atması bu şarkıyı Hülya Avşar kadar olmasa da zayıf bir şarkı yapmış.

"Büyüksün Fenerbahçe"

bunu ben söylemiyorum. bu gazetelerimizden birinin manşetiydi bugün ( fotomaç vs. değil ). özellikle bugün galatasaray'ın da yenildiğini öğrenince bu önermeye katılmamak mümkün değil. beşiktaş'ın deyim yerindeyse tecavüze uğradığı maç sonrası Türkiye'nin umutları fenerbahçe ve galatasaray'ın alacağı galibiyetlerdeydi. fenerbahçe'ye bir fenerli olarak güvenimiz tam ve yeneceğine olan inancımız oldukça fazlaydı, fenerin son avrupa maçlarına bakacak olursak bu güvenimizin de boşa olmadığı rahatça görülebilir.

bugünkü maç için galatasaray'a çok güvendiğimi söyleyemem. en baştan beri söylediğim gibi şuursuzca atak yapan bir takımın artık avrupa'da iş yapması çok zor. sion karşısında kendini belli eden çok gol yeme sorunu anlaşılan kendini bu maçta da gösterdi ve 2-3 lük bir mağlubiyete sebep oldu.

fenerbahçe içinse artık söylenecek bir şey kalmadı. umuyoruz ki böyle devam etsin ve büyük başarılara imza atsın. hem ülke puanına hem de kendi ününe ün katsın.

Anket Sonucu

anket kapandıktan uzun bir süre sonra sonuçlarını ysk destekli olarak açıklıyorum. umuyorum ki seçime hile hurda karışmamıştır, ysk işin içinde olunca insan korkuyor. Sonuç %70 yemez oyuna ( 7 oy ) karşılık %30 illa ki çıkmıştır. bu sonuç karşısında söz konusu efe'nin ne yapacağı merak konusu...

7 Kasım 2007 Çarşamba

Allah'ın hakkı 3tür

bu yazıyı da yazmadan geçemezdim. hatta bu bir yazı değil daha çok link olacak. yorumu size bırakıyorum.

http://www.youtube.com/watch?v=_NkXoZRwoNc

evet ülke bu haldeydi eskiden, büyük ihtimalle hala da öyle...

Enemy Territory Quake Wars

bu aya damgasını vuran oyun benim açımdan kesinlikle bu oyun. kısaca ET:QW size Battlefield'ın savaş alanlarını biraz daha küçültüp, mükemmel bir denge üzerine kurulmuş ( abartmıyorum ), Doom 3 motorunun modifiyesinden elde edilmiş mükemmel bir takım bazlı FPS. Size Quake, Battlefield ve Team Fortress'ın birleştirildiği bir dünya sunuyor. Quake'in hızlı ve gerçekçilikten uzak oynanışını biraz kırpın ( istediğiniz kadar hızlı koşun ve zıplayın ), Battlefield'ın haritalarını ve araçlarını alın, yanına da Team Fortress'ta engineer sınıfının kurduğu defansif silahları ve desteği alın. Bunların hepsi birleşince Enemy Territory:Quake Wars'u oluşturmuş.

Bu durum beni uzun zaman sonra orijinal oyun almaya yöneltti. Açıkçası verdiğim 90 YTL'den pişman değilim çünkü uzun zamandır frag hariç takım oyununun önemli olduğu ve hem bu kadar hızlı hem de bu kadar dengeli bir oyuna rastlamamıştım ( hız ve denge konusunda Quake 3:Arena'yı unutmadan ).

Oyunda 2 taraf var. Bir taraf insanlar yani GDF, 2. taraf ise Strogg'lar. 2 sınıfın da birbirine denk gelen sınıfları var ancak aralarındaki fark ve yapabildikleri çok güzel bir şekilde ayarlanmış ve kesinlikle 2 tarafta da aynı adamla oynuyor hissine kapılmıyorsunuz.

Oyunu şiddetle tavsiye ederim ve vakit kaybetmeden bu oyunu oynamaya başlamınızı öneririm.

Unutulmaz Bir Gece

hayır binbir gece'de yine bir 300 bin dolarlık teklif yok. aslında komik bir durum da yok. daha çok trajikomik diyebiliriz. Türk futbolunun 2007'de geldiği noktayı gördük bu gece. liverpool 8 - beşiktaş 0

sinan engin ilginçtir platini'yi veya şenes erzik'i istifaya davet etmedi veya diğer maça pafla çıkacağız demedi. gerçi bu dakikadan sonra kim istifa etse, kim pafla çıksa beşiktaş'ın hala adam olmadığı gerçeğini değiştirmez. tarihinde leeds'ten 6 yemiş, barcelona'yı 3-0 yendikten sonra aynı bugün olduğu gibi ( en azından daha insaflı ) o takımdan 5 yedi ve hala önceki maçlarda kalıp, gram oynamıyorlar.

bu maçtan sonra şu sözün bittiği yerde olduğumuzu düşünüyorum. fazla söze, yoruma gerek yok. ahmet çakar'ın dediği "'tecavüzcü'lerin arasına gidiyor bjk" lafı doğru çıktı. böyle bir skordan sonra sanırım pek bir yoruma veya hayal kırıklığına gerek olmayacaktır. bjk sinan engin'in de dediği gibi hala ligde iyi bir takım. bjk ligden devam etsin de bıraksın artık şu avrupa işini çünkü aldığı her tek maçlık galibiyetin rövanşında tarihe geçiyor.

22 Ekim 2007 Pazartesi

Oyungezer Kasım ayında bayilerde!

1 aylık level okumanın verdiği bir eksiklik vardı içimde. neyse ki hasretin fazla sürmeyeceğini Oyungezer dergisinin sitesinden öğrendim ( oyungezer'in ne olduğuyla ilgili daha fazla bilgi için sizi şöyle alayım ). kasım ayında yeni dergimiz bayilerde.


not: yeni yazar kadrosu tam olarak belli oldu. işte künye...

not2: sol tarafta görmüş olduğunuz resim siteden yayınlanan ilk sayının kapağı.

not3: blaxis'in blogunda yazdığına göre ilk sayıda eski level yazarlarından ( baya eski :) ) gökhan & batu konuk yazar olarak bulunacakmış.

Teröre lanet olsun!

Bugünkü yazıda gündem farklı olsa sanırım komik olurdu. 12 abimizi şehit vermiş 16sının da yaralı olduğu böyle bir günde tek tesellimiz 32 teröristin öldürülmesi olabilir ( o da ne kadar teselli ederse ).

böyle bir olay olunca da referandum geri planda kaldı haklı olarak. bunun tesadüf olduğuna inanan varsa siyasette tesadüfe yer olmadığını hatırlatmak isterim ( örnek olarak abddeki 11 eylül saldırılarını verebiliriz ). bunun dışında %67 katılım oranı olan ( tarihimizin en az katılım gösterilen referandumu imiş ) bir oylamanın ne derece sağlıklı olduğu da tartışılmalıdır.

bütün bunlar olurken bir yandan da sınır ötesi operasyon için izin bekleniyor hükümetten. ben demiyorum ki izni versinler hemen girelim ama artık karakterli bir dış politikaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. eğer önceki gün beslediğin adamlar bugün gelip sana silah çekiyorsa orada bir sorun var demektir.

bu olaylar sonucu da hükümetten yapılan açıklamalarda abdnin bizzat örgütün arkasında olduğunu söylemesi de bir anda internetten yayılan bir boykot hareketine yol açtı. boykot edelim etmesine de burada bir kaç şey sormak gerek:
- o ürünlerin yerine alternatifimiz var mı?
- abdnin desteği önceden beri konuşulan, bilinen bir şeydi. bunu anlamak için hükümetin açıklama yapması mı gerekiyordu yoksa 2 haftada 30'dan fazla şehit verince mi aklınız başınıza geldi?
- bu boykotu yayan ve akp'ye oy vermiş kesim, merak ediyorum da bu hükümetin abd ve ab'nin güdümünde olduğunu hala göremediniz mi ( sınır ötesine izin vermek için başbakanınızın sürekli önce abdye gidip sorayım demesi )? hadi onu geçtim, terörün ancak ve ancak siyasi ve askeri yöntemlerin koordineli çalışmasıyla en aza indirilebileceğini de mi göremiyorsunuz ( göremiyorsanız akp'den önceki koalisyon hükümetinin çalışmaları ve sonunda en aza indirilen terör düzeyine bakın )?

soruları ve yazıyı okuyanlar alta bir yorum bırakırsa sevinirim.

15 Ekim 2007 Pazartesi

Rötarlı Yazı

bayram sebebiyle pek güncelleyemedim baya birikti. az az hepsine değinelim :)

öncelikle gecikmiş sınır ötesi operasyon izninden bahsetmek istiyorum. bu aslında pek izin gibi durmuyor çünkü "gerektiğinde sınırötesi operasyon yapılabilir" cümlesi kulağa pek izin gibi gelmiyor. hükümetin önceki icraatlarına da bakarsak gerekmesi durumu nasıl gerçekleşecek oldukça merak ediyorum.

bu izni açıklarken ilk defa başbakana katıldım. diyor ki "bu hemen operasyon yapılacağı anlamına gelmez, operasyon yapılacak olursa bunun sosyal, ekonomik ve uluslararası boyutu var." bu boyutu da 1 gün sonra "müttefikimiz, biriciğimiz" abdnin sözde ermeni soykırımını kabul etmesiyle gördük ve iyice anladık sanırım. hemen o gün ne oldu peki? başbakan ve cumhurbaşkanı abdye kükredi. ne kadar komik değil mi? sen adamdan randevu almak için kapılarında sürün sonra bir anda ne oluyorsa kalk adamları azarla. bunu yiyen varsa afiyet olsun. konuyla ilgili olarak vatan gazetesindeki haber dikkat çekici. ( konuyla ilgili milletvekillerinin yaptığı halkta tepki görür açıklamalarına yorum yapma gereği duymuyorum )


moldova - Türkiye maçı ve fatih terim diğer konumuz. artık sıralamada yerini fifa'nın ( veya uefa'nın ) bile bilmediği takımlara puan kaybetmemeliyiz diye düşünüyorum. fatih terim'in ise daha önceki hocalardan ( ersun yanal, şenol güneş ) ne farkı var merak ediyorum. hala şansımız yüksek gruptan çıkmak için ama yine elemeleri izleyeceğiz ve bu sefer olay çıkmaması için dua edeceğiz sanırım.


not 1: yandaki resim ( meez ) yeni keşfimdir :D
not 2: yayınladıktan sonra fark ettim ben zaten günlük halinde yazmıyormuşum.

12 Ekim 2007 Cuma

Level ve Oyungezer

bu iki ismi duyunca yıllar önce akla bir dergi ve derginin yazarlarından ( yanlış hatırlamıyorsam ) Serpil Ulutürk'ün köşesi geliyordu. şimdi ise yepyeni bir anlam ifade ediyor bu 2 isim. artık 2'si de yeni bir başlangıcın ve 2 yeni derginin adı oldu.

"level zaten yok muydu, neresi yeni başlangıç?" diyebilirsiniz ama bu sefer durum çok farklı. level'ın bütün ağır topları ( tuğbek abi, serpil abla, sinan abi, jesuskane, megaemin başta olmak üzere ) ve en sevdiğim yeni nesil yazarlar ( mehmet kentel, berkant akarcan gibi ) level'dan ayrılmış ve oyungezer adında yeni bir alışkanlık oluşturmaya başlamışlar, bunun sonucunu sanırım kasım ayında göreceğiz.

level ise yeni kadrosuyla yoluna doğan grubu altında devam etmekte. anladığım kadarıyla da oyungezer'e olan yolculuğun sebebi de biraz bundan kaynaklanıyor... daha fazla bilgi ve tuğbek abinin durum hakkındaki yorumu için buraya bir göz atın derim.

level'ın yeni kadrosuna değinmek gerekirse, cem şancı'nın niye geri döndüğünü anlayamadım. sanırım bu olaya biraz da duygusal bakıyorum çünkü level bizim için bir oyun ailesiydi ve cem şancı bıraktığında açıkçası sinirlenmiş ve üzülmüştüm. bunun dışında cenkerdem'in niye geri döndüğüne de anlam veremedim. özellikle cenk bey'in malt grubuyla çalışmaya devam etmesi taraftarı olan birisi olarak bu kararın grubun müzik çalışmalarını engellememesini umuyorum. geri kalan isimleri çok tanımıyorum ama kalan bazı yazarların da açıkçası level'daki yazılarını sevmiyordum, isabet olmuş :)

oyungezer dergisi de ilk 3 ay için 12,000'lik bir satış planlamış ( tabi bu aylık mı yoksa 3 ay içinde mi anlayamadım ). eğer bu satışı gerçekleştirirlerse ki gördüğüm kadarıyla buna bir engel yok, yollarına devam edeceklermiş. dergi hakkında daha fazla bilgi, yazarların blogları ve forum gibi bir çok şey için buraya bakmanızı tavsiye ederim.

bunu ilk duyduğumda 2 dergiyi birden takip edip sonraları oyungezer'e geçmeyi düşünüyordum ama biraz da doğan grubu'nun eline geçmesinden dolayı ve okuduğum birkaç eleştiriden dolayı level'ı tamamen kesip oyungezer'e geçmeyi düşünüyorum. sitelerine ve bloglarına da bakarsanız aslında yavaştan incelemelere başlamışlar. dikkatle takip edin derim.